15 Nisan 2010 Perşembe

YOLLAR YILLAR


Uzun yola da,  kısa yola da gitsem bir telaştır alır beni.Heyecanla karışık merak duygusu..
Hele yolculuklara çocuklarımla çıkacaksam heyecanım iki kat artar.
Yıllar önce çok çocuklu her kadın gibi "Acaba ne unutacağım" diye gereğinden fazla eşyalar da doldurmuşluğum vardır valizlerimize.
Sonra tatil defteri hazırladım kendimize.Herkesin adının olduğu bir sayfa vardı.O sayfalara ne götürülmesi gerekiyorsa onları yazardım.Birinin mayosu diğerinin terliği unutulmasın diye..Bir de diş macunu, şampuan,saç fırçası,güneş kremi gibi ortak kullanımların bulunduğu bir listem olurdu. Beş kişi üç bavul. Ben ve eşim bir, iki küçükler bir, büyük kızım bir bavul.
...
Kızlarımın büyümesini beklemedim tatil yapmak için. Büyük kızım 4 aylık olduğunda çocuklu ilk tatilimizi yaptık.Bu gelenek diğer kızlarımızda da sürdü.
Yaz tatillerini  küçük çocuklarla biraz daha kolay geçiriyorsunuz, çünkü hava sıcak,üşütme derdi yok. Zaten suyu çok seven üç kıza sahip olduğum için de ayrıca çok şanslıyım.
Kış tatilleri küçük çocuklarla daha yorucu geçerdi.Kalın kayak kıyafetleri, bunların giyimi sırasında yaşanan arbede..
Küçük kızım ilkokula gidene kadar kayak yapanları seyretmek zorunda kaldım.Sonra ikimiz birden öğrendik.
7 yaşında bir çocuğun "Anne kar sapanıyla kayılmaz,paralel kayacaksın" uyarıları çevreden tebessümle karşılanırdı.İki büyükler bırakın yanımıza gelmeyi tepelerden bir yerlerden el sallamakla yetindiler hep.
...
İlk zamanlar yolculukların olmazsa olmazlarından ilaç şişeleri çantanın büyük bir bölümünü kaplardı.Ve de mide bulantısı hapları. Bu kadar gezen bir ailenin üç kızı da mide bulantısı çeksin hayret ederdim.Arabanın her yeri poşet doluydu.
Büyük kızım maalesef bir kobay gibi mide bulantısını geçirme denemelerimizin kurbanı oldu. Nereden duyduysak birkaç damla benzin içirmek iyi gelir demişlerdi. Bizde tatil yolunda bunu kusmalarından bezdiğimiz için bir benzin istasyonunda pompacıya rica ettik. Verdiğimiz bardağa benzin koydu.Pompadan benzin damlamadığı için bardak yarıdan çok olmuştu.Bizde büyük kızıma verdik.
Yaz sıcağında bardaktakini su zanneden kızım bir çırpıda hepsini mideye indirdi...
Sonrası komedi filmlerindeki gibi bir durum.Kızım kıpkırmızı bir yüzle ve saçlar dimdik(kıvırcık saçları vardı)
vaziyette kendini yere attı.Bir çığlık sesi var ama ondan değil benden.Çocuğun nutuku tutulmuş yerde öylece yatıyor.Ben ise bas bas bağırıyorum"Eyvah çocuğum gitti" diye.
Sanki biri kızıma zorla benzin içirmiş..
Kızımı bırakıp herkes beni sakinleştirmeye çalışıyor.
Bir gün boyunca çocuğu ateşten,sigaradan uzak tuttuk alev almasın diye.
Ne mi oldu?...Yine midesi bulandı.
Sonra 2002 yılında Amerika'ya gittiğimizde deniz tutmalarına karşı hazırlanmış bileklikleri keşfettik. Yolculuklar da keyifli hale geldi.
Yıllar içinde fark ettim ki yolculuk yapmaktan büyük keyif alıyorum.Vardığım yer değil benim için önemli olan yaptığım yolculuklar. İki gün için bile olsa küçük bir çanta hazırlamak, havanın nasıl olacağını hesaplamak, arkanda bir şeyleri bırakıp gitmek...Ve o birşeylere geri dönmek..
Hayata benzetirim yolculukları.
Bir yerden başlıyoruz,sonu belli ve biz sürekli hayatın içinde yolculuk ediyoruz.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

akllı teletabi yine döktürmüşsn bayldm yazdklarına yüreğine sağlk dörtgöz

selma dedi ki...

Sevgili dörtgöz...
yazdıklarımı kendininkilere benzettin biraz değil mi..? zaten hepimiz bir nebze de olsa aynı hayatı yaşamıyormuyuz?

Adsız dedi ki...

selmoo bana o yaşta benzin içirmişsin sonra niye deli oldu bu çocuk diyorsun. bence cevabı kendinde ara balım, ben tabi ki azcık garip olmalıymışım.

Tasarımcı (N) dedi ki...

bu yazınıza son derece katılıyorum, önemli olan gideceğimiz yer değil oraya varırken yaşadığımız yolculuk maceralarıdır.