6 Ocak 2011 Perşembe

ÜMİT


"Ümit kötülüklerin en kötüsüdür. Çünkü işkenceyi uzatır" demiş, Nietsche.
Kim ümit etmediğini söyleyebilir ki?
Doğduğumuz andan itibaren hep bir şeyleri ümit ediyoruz. Çocuk iken büyüyünce güçlü olmayı, gençken hem güçlü hem başarılı olmayı, orta yaşlarda sağlıklı olmayı, yaşlılıkta da huzurlu olmayı.
Öyle ise Nietsche'nin dediğinden yola çıkarsak hayat boyu işkence çekiyoruz. Kötülüğü canı gönülden istiyoruz.
...
Gençliğimde bir gazetede yazmayı ümit ederdim. Gazeteci olamadım ama allah bana bir dergide 5 yıldır yazı yazmayı nasip etti. Nasıl bir keyif anlatamam.  Sonraları ümitlerim çoğaldı. Ama içinde  para olmayan bir ümidim az oldu. 
Ekonomik durumumuz ne olursa olsun para hep hayatımızın önemli bir yerinde varlığını sürdürüyor. Bazen sadece bir ümit olarak, bazen ümitleri gerçekleştirme aracı olarak, bazen de sadece kendisi olarak.

Tarihte her kesimden insanın beddua ile andığı bir kavim varmıdır diye sorsanız Lidyalılar diyebiliriz rahatlıkla.
21. yüzyılda yaşayan bizler,  6. Yüzyılda parayı bulan lidyalılar kadar onu iyi  kullanmayı bilmediğimizden olsa gerek "Parayı bulanın allah bel...nı versin" diyoruz.
Sonra ümitlere devam ediyoruz.
 Maaşıma zam gelmesini ümit ediyorum, sayısalda büyük ikramiyenin bana çıkmasını ümit ediyorum, annemin veya babamın harçlığıma zam yapmasını ümit ediyorum, bir sabah uyanıp bir oda dolusu para bulmayı ümit ediyorum, televizyondaki bilgi yarışmasına katılıp en çok parayı almayı ümit ediyorum...
Nietsche ne derse desin ümit güzel şey gerçekten. 

Rahmetli eşimin ağabeyi eşi dururken 65 yaşından sonra tekrar evlenmiş, hala ne ümit ediyorsa apartmanının adı ile oğlunun adını aynı koymuştu. 
Ama apartmanına ve oğluna koyduğu isim bu garip evliliğe uygun garip bir isim olmuştu.
"Ümüt"

Hiç yorum yok: