11 Haziran 2011 Cumartesi

PROTOKOL VE TÖRENLER


Küçük tavşanımın ilköğretim okulu diploma törenindeyiz.
Okulun bahçesine veliler ve misafirlerin oturmaları için sandalyeler ve koltuklar sıralanmış. Her zamanki gibi ilk bir kaç koltuk "Protokol" olarak ayrılmış. Protokolde oturanlar gururla çevreyi süzüyorlar. Protokol koltuklarının bazıları boş.
Diploma töreninin davetiyesinde yazılan saati yarım saat geçmesine rağmen tören bir türlü başlamıyor. İngiltere Prensi William'ın düğününde bir dakikalık bir sapma bile olmadığı bildirilmişti onu hatırlıyorum. İngiltere başbakanı bile tam zamanında girmişti kiliseden içeriye. Diploma alacak öğrenciler bir yerde toplanmış sabırsızlıkla kımıldanıyorlar. Sonunda aynı zamanda müdür yardımcısı olan öğretmen  duyuruyor.
- Saygıdeğer misafirler diploma alacak öğrencilerden bir iki tanesi gecikmiş onları bekliyoruz. Gecikme için özür dileriz.
Arkamda oturan kadın şöyle diyor;
- Külliyen yalan. Öğrenciler zaten bizden bir saat önce geldiler ve son provayı yaptılar, ne gecikmesi. Muhtemelen protokol bekleniyordur.
Aradan on dakika daha geçiyor okulun bahçesine bir araba giriyor. Arabadan çıkan adamı  yolda karşılayan müdür ve öğretmenler onu en öne oturtuyorlar. Arkamdaki kadın;
- Ben dememiş miydim? İl Milli Eğitim Müdürünü bekliyorlarmış meğer.
Tören başlıyor gecikmeden dolayı özür dileyen öğretmen töreni idare ediyor.
Okul birincisi olan kız alkışlar arasında çıkıp, muhtemelen okul idaresinin hazırladığı bir metni okuyor.
Okul birincisinin metinden okuduğu konuşma sürerken ortanca tavşanım beni çok güldüren bir şey söylüyor.
-Aslında sadece dönem birincisi değil  dönem sonuncusu da konuşma yapmalı. "Bütün bir yıl yattım, tamam sınavları zor verdim ama hiç pişman değilim." dese ne komik olmaz mı?
Hakikatten komik olurdu.
Okul birincisine plaketini vermek için İl Milli Eğitim Müdürü kürsüye çıktı ve buraya gelmeden önce başka bir törende bulunduğunu anlattı. Beklettiği için özür diledi. Bu arada velilerin gözü ister istemez kürsünün yanında bulunan geç kalmanın sebebinin öğrenciler olduğunu söyleyen öğretmene gitti. Öğretmenin yüz hali görülmeye değerdi. Sanırım günün kaybedeni o oldu.
Diploma töreninin ardından nihayet  çocukların merakla beklediği an geldi. 
Günün kaybeden öğretmedi; "Yeni bir hayata merhaba" dediği anda yüzden fazla çocuk aynı anda keplerini havaya fırlattı. Kepler masmavi kuşlar gibi etrafa dağıldılar. İki tanesi okulun balkonuna düştüyse de diğerleri yerlere saçıldı. 
Birden ablam geldi aklıma. Ablam bu sahneyi gördüğünde aklına gelecek ilk şey şu olurdu;
Kepler herkesin ayak bastığı pis yerlere düştü, bunları şimdi kim kafasına takacak?

2 yorum:

Eymen Erdoğan dedi ki...

Elif kardeşime zorlu bir süreci geride bırakmasından dolayı geçmiş olsun der, geri kalan eğitim ve sivil hayatında başarılar dilerim..

selma dedi ki...

teşekkürler eymenciğim.