21 Aralık 2010 Salı

KIRMIZI İYİDİR


Arkadaşım "Hadi gidiyoruz!" dedi.
Vardır bir bildiği dedim ve takıldım peşine. Kendim yetmezmiş gibi başka bir arkadaşımı da aldım yanıma.
Semtimizde bir yıl önce açılan kasap mağazası ( Mağaza diyorum kasap dükkanına benzemiyor pek.) söylenenlere göre neredeyse Euro bazında hizmet vermekteymiş. Kasap mağazası aynı zamanda restoran olarak da hizmet veriyormuş. İki arkadaşım buranın albenili görüntüsüne aldanıp yemeğe gitmişler. Bir arkadaşım eşiyle birlikte alkolsüz iki ızgaraya 100 lira, diğer arkadaşım ise 4 kişi yine alkol almadan 395 lira ödemişler. ( 5 lira fark grup indiriminden olsa gerek.) O günden sonra belki de et yemeye tövbe etmiş olabilirler.

Bugün "Hadi gidiyoruz" diyen ve 395 lira ödeyen arkadaşımla bu Kasap- Restoran karışımı olan yere gittik.
Yukarıda yazdıklarımdan sonra şimdi soruyorsunuzdur; "Bu kadın aklını mı yemiş?"
Yok canım tahmin ettiğiniz gibi değil. Haklarında olumsuz konuşmaların yapıldığını ve işlerinin aksadığını fark eden işletme, semtimizin kadınlarına "Et tanıtım semineri" veriyordu.
Önce mekandan bahsedeyim. İçerisi bir kasaptan ziyade Country tarzı mobilyalarla şık bir evin salonuna benziyor. Sadece girişte tezgahta camekan içinde müzede sergilenir gibi etler sergileniyor. Taktir edersiniz ki kasap önlüğü ve satırla sizi karşılayan biri yok. İleride masalar ve hoş bir ortam.
Yirmi beş kadar bayan kocaman bir masanın etrafında toplandık. Önlerimizde birer kalem, not almak için kağıtlar, sevimli bir inek resmi ve resmin üzerinde Türkiye'nin coğrafi haritasındaki yedi bölgeye ayrılan renkler gibi ineği çeşitli yerlerinden bölgelere ayırmışlar. Her bölgeye afilli isimler vermişler. Bu bölgelerden neler yapılır onu yazmışlar. İnek resmi o kadar şirin ki 395 lira veren arkadaşım anaokuluna giden kızına götürmek için bir tane aldı. Verdiği parayı bir şekilde çıkartma derdinde tabi.

Barkovizyon gösterisi yapılacak panonun önüne takım elbiseli bir bey geldi.
Ben şarkı söyleyecek diye beklerken kendini tanıttı. Et mağazalarının ortaklarından biriymiş. Avrupa'da gastronomi okumuş. Yani "Kasap deyip geçmeyin." demeye getiriyor. "Angus diyor, Karkas diyor, Nuar diyor"
Sanırsınız üniversitede ders veriyor. O bunları anlatırken garsonlar sandviç ekmeklerinde köfte, sucuk, biftek servisi yapıyorlar.

Ağzımız dolu gözlerimiz anlatan adamda huşu içinde dinliyoruz. Biz çaylarımızı içerken aşçı sözü aldı. "h"leri söyleyemediği için Trakyalı olduğunu tahmin ettiğim aşçı son olarak hindi tarifi verdi. Bizler de önümüze konan kağıt ve kalemler işe yarasın diye bir şeyler karaladık. Bazı kadınlar yemek servisinden hemen sonra kalktılar. Biz bu saygısızlığı yapmadık. Madem ki bir şeyler yedik dinleyelim bari değil mi?
Sunumun sonunda işletme sahibi, müdire, aşçı, garsonlar geldiğimiz için teşekkür ettiler.
Konuşmaya hevesli bazı kadınlar kırmızı et dükkanında tavuk ile ilgili alakasız sorular sordular. Bazılarının sorusu son derece mantıklıydı.
"Tatlılardan ne var?"

Hiç yorum yok: