16 Aralık 2010 Perşembe

BEN SANA MECBURUM


Ortanca kızım kütüphanedeki bütün şiir kitaplarını topladı okumak için. Özdemir Asaf'ın şiir kitabının içinden kurumuş bir çiçek çıktı. Kızım bu çiçeği çok romantik bulduysa da ben neden koyduğumu hatırlayamadım. Aradan yaklaşık 30 yıl geçmiş.
Kitapların içinden bir de ince bir şiir defterine rast geldim. Tam da kızımın yaşında ben de bir heves şiirler yazmışım. Kim bilir bu şiirleri yazarken ünlü bir şair olacağımı da hayal etmişimdir. Kızım yazmaya değil okumaya meraklı. En azından mütevazı. Ben 1979 yılında yazdığım şiirleri saklamışım. Buraya onları yazıp sizi güldürmeye hiç niyetim yok tabi. 

Ama şiir severim. Özellikle Atilla İlhan, "Ben sana mecburum bilemezsin" dediğinde hangi ruh mecbur olacağı başka bir ruhu aramaz?
Özdemir Asaf sevdiklerimin başında gelir.
"Gülüş bir yanaşımdır bir öbür bir kişiye 
Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye 
Anılardan kale yapıp sığınsa bile
yetmez yanlız başına bir ömür bir kişiye."
..
Şair kimliği ile tanıdığım Sunay Akın'ın iki kitabını okumuş olmama rağmen ne yazık ki şiir kitaplarını okumadım.  Acaba sahibi olduğu Türkiye'nin ilk ve tek Oyuncak müzesinde şiir kitapları da satılıyor mu merak ettim.

Nazım Hikmet İsyankar gençlik yıllarımda kitaplarını toprağa gömmek zorunda kaldığım bir şair olarak kaldı hafızamda. Ama "Kurtuluş Savaşı Destanını" ve "Beyazıt Meydanındaki Ölü" şiirini unutmadım.
"Beyefendi" sayesinde şiirlerini keşfettiğim İsmet Özel'in ise bir kaç  şiiri dışında bazılarını hiç anlamadığımı fark ettim. Ama anladıklarımı da çok sevdim.
Ne demişti?
...
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende
Vakti vardıysa  aşkın  onu beklemeliydi.
Genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her neyse
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi

Uzun yıllar önce  ablama aşık bir gencin yolladığı şiirler yüzünden Cahit Külebi ile tanıştım. Hatırladığım en masum erotik şiir oydu belki de. 
"Senin dudakların pembe ellerin beyaz
Al tut ellerimi bebek tut biraz diyordu."
..
Çok sonraları Küçük İskender şiirin başka bir boyutuna sürükledi beni.
..
Oğlu Haluk'a yazdığı şiirleriyle ideal baba diye düşündüğüm Tevfik Fikret'in şiirlerinden ziyade, oğlunun hristiyanlığı seçmesinin ardından ne düşündüğünü merak ettim.

Ve şiir okuyun yaşınız ne olursa olsun.
Son noktayı yeni nesil şairlerden  Canpolat Kuzey'in şiiri ile koyayım.
"O akşam rüzgar bile esiyordu derinden
Dalgalar oynuyordu en kurakça yerinden
İçim ürperiyordu belki de kederinden
Ayrılık tangosunu söylüyordun o gece
Ağladığımı gördün baktın bana gizlice."

2 yorum:

Canpolat KUZEY dedi ki...

Şiir kimi zaman hayat, kimi zaman hüzündür... Ama ne olursa olsun hayatın tam kendisidir... İçeride kalan tüm duyguların ufak bir satıra dökülmüş hali, ne yazık ki günümüzde revaçta değil.. Her ne kadar üzücü bir durum dahi olsa şiiri yaşayan insan hayatı yaşıyor demektir...

selma dedi ki...

teşekkür ederim.