7 Kasım 2010 Pazar

CAM KIRIKLARI


Yeni evli Kadın eşine camdan karşı daireyi gösteriyor.
"Hayatım karşı komşumuz  bir türlü perdelerini yıkamıyor baksana renkleri griye dönmüş."
Erkek ses çıkartmıyor. Birkaç hafta sonra genç kadın tekrar camdan bakıp eşine "Komşumuzun perdelerini yıkamaya niyeti yok galiba  perdeleri iyice grileşmiş" kocadan yine ses yok.
Bir ay kadar sonra bir sabah kadın camdan bakıyor ve gülerek eşine sesleniyor. " Hayatım komşumuz nihayet perdesini yıkamış,  bak perdeler nasıl da parlıyor."
Koca gayet sakin cevap verir.
"Dün sen dışarıdayken ben aylardır silmediğin camları sildim de ondandır."

Camlar sihirli nesnelerdir. En basit anlatımla kumun sodayla karıştırılması sonucu elde edildiği söylenebilir. Bizler camın nasıl yapıldığından çok nasıl göründüğüne önem veririz. Ayna olur bizi yansıtırlar, Pencere olur ufkumuzu açarlar. İnce belli bardak olur doyulmaz çay fasıllarına aracılık yaparlar.
2006 yılında İtalya gezimizde Murano adasında cam yapımı atölyesini gezmiştik. 1000 derece civarında bir sıcaklıkla şekilden şekile giren cam, ustanın  nefesi ile sanat eserine dönüşüyordu. Bazılarımız bu gösteriyi hayranlıkla izlerken tura katılanların büyük bir çoğunluğu atölyenin yanındaki satış mağazasından Paşabahçe'de çok daha güzellerini alabilecekleri objelere dünyanın parasını vermekle meşguldüler.

Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesinde XI.yüzyıldan  kalma camlar deniz dibinden çıkartılmış ve bir çoğu hiç bozulmadan muhafaza edilmiş. İsadan bin yıl önce bile biliniyor olduğuna göre camın geçmişini  siz tahmin edin?
...
Çocukken evimizin pencereleri giyotin pencere denilen aşağıdan yukarıya doğru açılan cinstendi. Camlar küçücük ve ince. Sık sık kırılır yenisini almaya zorlanırdık. O yıllarda paranız olsa dahi cam her yerde olan bir malzeme değildi. Camın çerçeve ile birleştiği yere hamur gibi sarı bir macun sürülür şimdiki silikon işlevi görürdü.

Cam ile ilgili en büyük hayal kırıklığım 8 yaşlarıma denk gelir.
Annemin elinden tutmuşum.
Önce kocaman bir avluya geldik. Sonra şekilsiz devasa bir binay girdik. Üzerimizi aradılar. Koridor boyunca demir kapılardan geçerek Telefon kulübesi boyutlarında bir odaya soktular bizi. Öndeki pencereye boyum  yetmiyor. Annemin kucağına çıkıyorum. Camın ardında bizimkine benzeyen başka bir odada kapı açılıyor.
Babam biraz mahcup, biraz sevinçli bize gülümsüyor. 
İki kalın camın arasından ellerimiz yaklaşıyor. 
Parmaklarımı onun parmaklarının üzerine koymak istiyorum.
Cam buz gibi, uzattığım eli geri çekiyorum.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

komşunun camı bana beni hatırlattı... tülay kuzey

selma dedi ki...

bırak camın kirli olsun senin ruhun temiz sevgili arkadaşım.