23 Eylül 2011 Cuma

OYNA OYNA BİTMEZ İŞ


Evde temizlik var. Medine bilmediğim bir türkü tutturmuş camları siliyor. Sağlık Ve Yaşam Dergisi için yazı yetiştirmem lazım. "Benim biraz İnternete girmem gerekiyor, sen devam et." diyorum. Başını kaldırmadan; "Tamam Selma abla sen oyna" diyor. 
Gülüyorum. "Ne  dedim de güldü şimdi?" dercesine yüzüme bakıyor. Bilgisayarda bir şeyler yapmayı oyun olarak gördüğü belli. "Oyun değil, iş yapacağım." diyorum. İnanmaz gözlerle bakıp; "Oyna oyna." diye yineliyor.
"Dünyanın en zengin adamı bu bilgisayarın programlarını yapan adam". diyorum. 
-"Tabi zengin  olur, çocuklar bayılıyor bilgisayara, bak sen bile oynuyorsun." Onun için konu kapanmış  elindeki kovayı boşaltmaya banyoya yöneliyor. 

Ben yazılarıma dönüyorum. Ekim ayında vizyona girecek filmleri, devlet ve özel tiyatrolardaki oyunları, etkinlikleri, yeni çıkan kitapları hazırlarken arkamda dikilmiş bakıyor.
"Ya abla ben seni anlayamıyorum. Bak ne güzel programlar var televizyonda, otur onları seyret, iş işle, çık dolaş, ne demeye bunlarla uğraşıyorsun?" Bunlar dediği 6 yıldır yazı yazdığım dergi.
Garip, komik, cüzzesinin iriliğinden umulmayacak derecede hareketli bir yardımcım var. Yaptığımı beğenmiyor, saat mevhumu yok, hadi artık evine git, geç oldu demesem iş çıkartacak kendine.  Mutlu, hiç bir şeyden şikayet etmiyor. Kendisinden 15 yaş büyük olduğuma inanmıyor. Evin içinde abla edalarında güle neşe iş yapıyor.
25 yıl içinde hayatımıza  giren diğer yardımcılarımı düşünüyorum. Kimsenin hayatını zorlaştıracak bir şeyler yapmamaya çalıştım bu yaşıma dek. Kimseye iş emretmedim, yaptıkları işin bir ucundan tuttum hep, yardımcılarımın çocukları evimin havuzunda kendi evlerindeymişçesine yüzdü oynadı. hep iyi insanlara rastladım. İstediğimde benim hayatımı kolaylaştıracak kişilere rastlamam bir tesadüf mü? 
Sanmıyorum.
Ne ekersen onu biçersin derdi babaanem. İyi ki güzel şeyler ekmişim.



1 yorum:

Adsız dedi ki...

melek kalpli arkadaşım benim t.k