9 Mayıs 2012 Çarşamba

DOKUZ AYIN ÇARŞAMBASI


Hani bazı günler evden apar topar çıkarsınız, üzeriniz başınız düzgün değildir, kimseye bu şekilde yakalanmak istemezsiniz. İşte o gün "Dokuz ayın çarşambası bir araya gelir." Ne kadar görmediğiniz, karşılaşmak istemediğiniz varsa karşınızda belirir.
Kızımın erken saatte duruşması var, normal saatinden daha önce çıkması gerekiyor. Sabah hava soğuk olduğu için otobüs durağına götüreyim dedim. Üzerime ne bulduysam geçirdim, yüzümü yıkayıp dışarıya çıktım. Durağın önüne geldik ama otobüs henüz ortada görünmediği için, dışarısı da soğuk olduğundan arabadan inmedik.
Tam o sırada yanımızdaki yaya kaldırımından 5 yıldır görmediğim zaman zaman telefonla konuştuğum bir çift yürüyüş yapıyor. Bu halde karşılaşmamak için görmemiş gibi yaptım ama onlar hemen beni fark ettiler. Arabadan dışarıya çıksam bir 5 yıl daha beni bu kıyafetle hatırlayacaklar. Çıkmasam ayıp olacak, mecburen çıktım. Adam fark etmemişti aslında ama kadın cin gibi, hemen fark etmişti beni; bir de "Aaa hiç değişmemişsin." diyerek yalan söylüyor. Oysa ben de onlar da değişmişti ama fikrimi söylemedim.

Adam eski mali müşavirimiz olduğu için eski şirketimizle ilgili bir iki şey konuştuk, kadın anında lafa girerek kızının Kabataş Erkek Lisesi'inde okuduğunu söyledi. Aklıma "Şecaat arzederken Merd-i kıpti sirkatin söyler" sözü geldi. Hani kahramanlık anlatılırken çingene delikanlısı da kendisi için kahramanlık sayılan hırsızlığını anlatırmış. Ne alakası var şimdi diyemedim. Zaten içimden geçen şeyleri karşımdakine söyleyemediğim için yazılara dökmüyor muyum senelerdir.
Konuşma esnasında kazağımın yakası omuzumdan düştü. Düzeltiyorum anında düşüyor. Normal şartlarda tek omuzu düşen açık yakalı şık bir kazak ama bu gün durum komik. Çünkü sabah giydiğim mor tsihirt'in üzerine bunu geçirdiğim için düşen yakanın içinden garip mor bir  t-sihirt görünüyor. Ayağımda kısa bir kot var. Ayakkabılarım evlere şenlik.
Neyse sonunda vedalaştık. Onlar giderken bu halde birine yakalandım diye söyleniyorum. Kızım da dürüst ya, çok kötüsün de diyemiyor, "Yok ya pamuk pamuksun" diyerek beni iyice anlam kargaşası içinde bırakıyor.
Otobüs geldi kızımı yolcu edip eve döndüm ki apartmanın önünde alt kat komşuma rastlamaz mıyım.
Ama o da ne! komşum benden beter. Üzerinde kocasının eski bir hırkası, rengi solmuş bir eşofman altı, saçlar darmadağınık, eski bir terliklerle dışarıda.
"Havluyu silkelerken arasından tokam düştü dışarıya da onu almaya inmiştim." diyerek izah ediyor. "Bu halde bizim oğlanın yan binadaki öğretmenine rsatladım" diye yakınıyor. 
Yanında düzgün görünüyor olmalıyım.
Seviniyorum.
Komşum hem bana hem de öğretmene bu halde rastladığı için, dokuz ayın çarşambasını yaşıyor.

5 yorum:

Uyuşuk Hayalperest dedi ki...

Siz konuya komşuya böyle yakalandım derdinde, gençler mahallenin delikanlısına. Aklıma o geldi de. :D Yada hoşlandığı kişiye yakalanır o kılıkla.
kötü olur. Ama komik bir anıdır aslında.

bahar006 dedi ki...

Ayy evet ya hep böyle olur, Murhpy kanunları gibi mübarek, hep ters heps ters:))

mine dedi ki...

: ))) çok şeker

selma dedi ki...

:)

Adsız dedi ki...

Altın çamura düşmekle kıymetini yitirmez demiş atalarımız....t.k