19 Nisan 2013 Cuma

NİHAT SIRDAR


Lütfi Kırdar gibi değil mi?
Önce Best FM'de sonra Alem FM'de program yapmış radyocu. Çalıştığım dönemde sabahları işe giderken dinlerdim. Bazen de işten erken çıktıysam programına denk gelirdim. Özellikle şoförlerin dinlediğini düşünmeme sebep olan radyocuydu kendisi. Çünkü; "Benzin fiyatlarını protesto etmek için selektörlerimizi açıp kapatalım." dediğinde akan trafikte selektörlerini açıp kapatan şoförlere rastlardım. 
Ona helyum gazı alıp sesi incelenler gibi bir sesle eşlik eden Sivrisinek pek hoşuma gitmese de araba kullanırken dinlediğim bir radyocuydu kendisi. Ama hepsi bu kadar. 
İki gün önce sevgili arkadaşım Neslihan aradı. Semtimizdeki Kültür merkezinde Nihat Sırdar'ın gösterisi olduğunu  söyledi. Başlarda pek istekli değildiysem de kızlarla bir yere gitmek zevklidir diye onlara katıldım. 
İyi ki de katılmışım..

Yaklaşık bin kişilik salon tıklım tıklım doluydu. Muhalif kişiliği ile tanıdığımız bir adamın gösterisine  ortalarda dikkati çeken bir reklam olmadan  bir semtten bu kadar çok kişi geldiğine göre bizim Belediye seçimlerinde karşı partiye kimler oy verdi de Belediye Başkanlığını onlar kazandı diye düşünmeden edemedim.
Her neyse; Gösteri başlamadan önce salonda çalan müzikler nasıl bir şıkırdak, neşeli sormayın. Son olarak "Ankara'nın Bağları" çalmaya başladığında millet artık iyice pamuk gibi olmuşken Nihat Sırdar sahneye oynayarak çıktı. Bu düşünce kimden çıktıysa bravo doğrusu. Zaten ilk baştan seyirciyi avucuna aldı.
Şimdi burada es verip küçük ama benim için utanılacak bir şeyi söylemem lazım. Biletleri ben aldım, biletin üzerindeki tarihe, saate baktım, Yazıları okudum ve oyunun adını "Bütün Kızlar Toplandık." olarak gördüm. (Biz kız kıza gittik ya ondan olsa gerek diye kendimi avutayım.)
Adam sahnenin ortasındaki sandalyeye oturdu ve şöyle dedi; "Bütün KAZLAR toplandık diyoruz, kaz gibi yolunuyoruz ama kazları yolmak o kadar kolay bir şey de değildir...."
Kendi kendime nasıl rezil oldum anlatamam. Benim kadar okuyan biri bu yanlışı yapar mı?
..
Nihat Sırdar Ata Demirer değil, Cem Yılmaz hiç değil. Zaten onların tarzında bir anlatımı da yok. Sosyal medyada sıkça paylaşılan videolar ve resimlerden yola çıkarak yurdum insanını anlatıyor. Hepimiz zaten bunları biliyoruz ama yüzlerce kişiyle aynı anda seyretmek ve komik yorumları dinlemek farklı oldu. 
Sivri dili nedeniyle Belediye Başkanları, Bakanlar, Emniyet müdürleri tarafından defalarca mahkemeye verilmiş.
Gösterisinin bir bölümünde ilk kez Savcı'ya ifade vermeye gidişini anlatıyor.
"İfade vermeye gitmeden önce babam tembih etti. Güzel bir takım giy, Savcı sana ne sorarsa düzgünce anlat.
Savcının odasına girdim.
Savcı; Otur evladım dedi. Sandalyenin köşesine kıvrıldım.
O sırada arkamda mikrofon olsa Bakırköy adliyesindeki bütün Yusuflar odaya gelecek.
Savcı sordu; Belediye Başkanına yavşak demişsin.
Bendeki cevap şu; Özür dilerim abi..."

Japonya'da bir ara kaniş cinsi köpekler moda olmuş. Zengin kadınlar ellerinde kanişlerle geziyorlar. Ama kanişler bitip  karaborsaya düşünce bir firma Avustralya'dan kaniş ithal etmiş. Satın alan kadınlara bu ithal kanişlerin hemen havlamadığını önce meee! diye ses çıkartıp bir kaç ay sonra havladıklarını söylemişler. Ülkede pek bulunmadığı için kuzunun ne olduğunu bilmeyen kadınlar kaniş seklinde kırpılmış kuzulardan dolayı dolandırıldıklarını geç anlamışlar. Bir kaç ay sonra yüzlerce kadın polise şikayete gitmiş. Şirketin Japonya'daki kolu kapatılmış. Avustralya'daki merkezi mahkemeye verilmiş. Peki Avustralya'daki merkezin başında kim varmış dersiniz?
Tabi ki Türk.. 
Tahtakale'de  esnaf bir arkadaşıma bu olayı anlattım. "O da bir şey mi?" dedi. "Şuraya bak?" 
Dediği yere baktım. Köşede  tezgahta sarı yuvarlak bir şeyler var. Öndeki yazıda Pikachu 15 lira yazıyor. Allah Allah bu Pokemon çizgi film kahramanı değil mi? derken satılan şeyler canlı, kımıldıyor.
Adam üşenmemiş Hamster'ı  gıda boyası ile sarıya boyamış, bir gözünün etrafını da siyah kalemle çizmiş, Pikachu diye satıyor iyi mi?
 Bizim insanımız yaratıcıdır.
...
Gösterinin hepsini anlatmayayım. Fırsatını bulursanız gitmenizi tavsiye ediyorum. Oyun bitiminde çalan "Ankara'nın Bağları, Büklüm Büklüm yolları." şarkısıyla evinize neşe içinde dönebilirsiniz.


2 yorum:

Uyuşuk Hayalperest dedi ki...

Eskiden arada bende dinlerdim. Trafikten ve muhalefetinden dolayı, açıkcası bazen sıkıyotdu.
Ama severdim. O sivriyi de. :) Bir kere sivrinin adını ağzından kaçırdı diye hatırlıyorum ama yanlışta olabilir. :)

Çiğdem Onur dedi ki...

Merhaba ,Alem Sivrisinek'i radyodan dinliyorum.Umarım sesi kesilmez,malum radyoya el konuldu...