1 Ekim 2012 Pazartesi

BİR OBSESİFLE 3 GÜN - ANKARA


Ankara'ya ablama gidip bir iki gün kalma düşüncesi birden çıktı ortaya. Kuzenim de Sapanca'dan gelip bize katılacağını söyleyince fikir daha da cazip hale geldi. Blogumu takip edenler kuzenimi tanıyacaklardır. Hani 2.5 yaşındayken evimize yerleşen ve ilkokulu bitirene kadar bizde kalıp evin en küçük çocuğu unvanımı elimden alan halamın kızı, benim sevgili kardeşim Hülya.
Giderken Sabiha Gökçen havaalanında Pegasus hava yollarını tercih ettim. Hem rötar olmuyor hem de fiyatları çok makul.
Küçücük bir çantaya iki parça giyecek eşyamı, el çantama ise bir not defteri, Moleskine ajandam, iki kitap ( ya birini bitirirsem yedek olsun.) içinde makyaj malzemesi yerine mendil, ahşap tarak, ilaç kurusu, yedek kalemler, tespih, ( altı yıldır çantamda) diş ipi bulunan makyaj çantamı alarak yola çıktım. İzmir yolculuğumuz esnasında kızımdan özendiğim check-in barkodumu yeni telefonuma yükledim. Bu sayede hem kağıt kullanmadım, hem de teknolojiden yararlandım. 
Sabiha Gökçen Havaalanı iki yıl önceki halinden bir hayli değişik ve kalabalık olmuş. İçeride bir sürü yemek yenecek, çay kahve içilecek yerler var. Yeğenlerim için çikolata almaya girdiğim Kahve Dünyasında iki parça çikolata ile dışarıdaki herhangi bir Kahve Dünyasındaki müşterilere komple kahve ısmarlayabilirdim. Havaalanlarındaki bu yüksek fiyatlara bir anlam verebilmiş değilim zaten. 
Herneyse ;yolculuk rahat ve çabucak geçti. 
Ankara hakkında daha önceki yazılarımdan birinde uzun uzun yazmıştım, resmi kıyafetli kadın ve erkekler, sakin ve düzenli bir ortam, gri bir şehir izlenimi uyandırmıştı bende. Sadece bu sefer yol bakım çalışmaları ve Metro inşaat çalışmaları dikkatimi çekti. Bir de Başbakanımızın boy boy fotoğraflarının bulunduğu 2023 projesinin ve kongrenin anlatıldığı bilboardlar vardı her yerde.
Ablamın evinin girişinde her zamanki gibi içinde çamaşır su ile karıştırılmış yeşil kova ve fırça karşıladı bizi. Oturacağımız odanın halısı tümden kalkmış balkona konmuştu. Ablam yıkadığını söyledi ama kurumuş olduğu halde herhalde tekrar kirlenmesin diye biz gidene kadar sermedi. İçeriye girer girmez kıyafetlerimizi çıkardık, ablamın verdiği taytları giydik, ellerimizi yıkadık. Kuzenimle orada olduğumuz sürece sürekli ellerimizi yıkadık. Evde bir problem olmadı fakat dışarıda gezdiğimiz zamanlarda ablam sürekli çöp kutularını takip etti, kazayla bir çöp bidonuna yaklaştığımız anda anında bizi çekiştirdi. Gittiğimiz alışveriş merkezinde bir ara o markete biz de elektronik mağazasına girmek istedik. Beş on dakika sonra buluşmaya  karar vererek birbirimizden ayrıldık. Ablamdan uzaklaşır uzaklaşmaz kuzenimle bakıştık. Hemen koşar adımlarla alışveriş merkezinin tuvaletine girdik. İşimizi bitirip apar topar dışarıya çıktık. Bizim tuvalete gittiğimizi bilse bizi eve almazdı muhtemelen. Umarım bu yazıyı okumaz yoksa bir daha ne söylesek inanmayacak. 
Evinde iki tane çok güzel balkon var. Kuşlar pisletmesin diye ikisini de kapatmış, perdeler ve güneşlikler çekili.  Buzdolabında yıkanmadan konulan hiç bir şey yok. Yumurtalar yıkanmış, pırıl pırıl taslarda duruyor, aldığı kabuklu fındığı bile sabunla yıkıyor, kurutuyor, öyle kullanıyor. Keza ceviz için de aynı şey söz konusu. Allahtan  dışarıda yemek yeme konusunda çok katı kuralları yok. Mutfağını görmediği sürece dışarıda yemek yiyebiliyor. Üçümüz güzel bir köfteci bulduk, tam yemeğe başlayacağız çantasından ıslak mendiller çıkarttı, üzerine garanti olsun diye kolonya sıktı elimize verdi. Biz de ellerimizi dezenfekte ettik. Yemeği o ısmarladı fakat parayı belki eline değerim diye garsona vermedi masaya bıraktı. 
Yine de ablamla olmak çok güzel bir duyguydu. Obsesif de olsa bazen titizliği ile insanı bunaltsa da öyle güzel bir kalbi var ki asla rahatsız olamıyorsunuz.
Bu arada yukarıdaki resim ne diye soran olursa izah edeyim. Ablam aldığı yünleri kirlidir diye makinede yıkıyor. Bunlar yıkanma esnasında birbirine dolanmış. Üç gece boyunca bütün yünleri açarak sabırlı olduğumuzu da kanıtlamış olduk.


4 yorum:

tuğba arık dedi ki...

bende obsesıfım fakat tedavıyle baya düzeldım...ablanada önerırım...boşuna ezıyet çekmesın...

mine dedi ki...

offf çok fena Allah kolay versin !

Uyuşuk Hayalperest dedi ki...

Aslında dışarıda yemeden elleri ıslak mendille bile olsa temizlemek, dışarıdan eve gelince el yıkamak benimde takıldığım ve yapmadığımda ellerimden iğrendiğim bir husus. Tabi ablanız kadar olamam. bazen insanın hoşuna gitsede tüm gün usandırabilir. :)

Yonca dedi ki...

Guzel bi seyahat olmus :)))