18 Temmuz 2011 Pazartesi

ROBDÖŞAMBR


Arkadaşım kızının nişanlısı için hazırladığı nişan hediyelerini anlatıyor; Gömlek, kravat, çorap ve iç çamaşırı, parfüm, ipek pijama... Robdöşambr da aradık ama.." derken gözümün önüne Eski türk filmlerinde tek elinde viski kadehi, bir elinde purosu olduğu halde Muzaffer Tema canlandı. "Ya benim olacaksın, yada babanı fabrikadan atarım" repliğini  de duyduğuma yemin edebilirdim. Hemen çantama davranarak arkadaşımın hayretli bakışları altında defterime "Robdöşambr" yazdım.
30 yıl önce bırakın şehri, Sapanca gibi 10 bin nüfuslu bir kasabada bile nişanda damada Robdöşanbr almadıysan nişan bohçası yarım kalırdı. Ablam nişanlandığında adet gereği biz de sandığa Robdöşambr koyduk. Kahverengi kadifeden, palto yaka, cepli bir ceket. Belinde püsküllü perde kordonuna benzeyen bir kuşak, düğmeler yok. 

Şehirde doğmuş, büyümüş bir mühendis, daha aşağısı kurtarmaz diye düşünürken Robdöşambr'ı gören eniştem o kadar güldü ki zavallı ceketi  8 yıl hiç kimse sandıktan çıkartmaya cesaret edemedi.
8 yıl sonra ben nişanlandığımda tekrar ortaya çıktı. Eniştem hiç giymediği için tasarruf yapıp aynı ceketi biz de nişan bohçasına koyduk. Rahmetli eşim eniştemden biraz daha politikacıydı herhalde . Kimsenin gönlü kırılmasın diye bir iki kez bu komik ceketi giydi. Almanya'da yaşadığı 3 yılda viskiye alıştığı için Robdöşamr'ın hakkını da verdi. İş olsun diye elinde viski, sırtında Robdöşambr'la dolaştı. Bütün karizması yerle bir oldu ama yüzüne söyleme cesaretim olmadı. 
Bu devirde ikisi de üniversite okumuş gençlerin robdöşambr isteyeceklerini düşünmediğimi söyledim arkadaşıma. Kendisi nişan, düğün yapamayan arkadaşım özenmiş olacak ki ikna olmadı. Birden fark ettim ki kayınvalideler damatlarına bu ceketi giydirmeye pek hevesliler. Annemin İzmit mağazalarında Rondöşambr aradığı günleri çok iyi hatırlıyorum. Ağabeyimin "İstemiyorum" diye diretmesine rağmen yengemin ve annesinin ısrarlar aldığı Robdöşambr'ı ne yaptıklarını bilmiyorum. Çünkü abim evlendikten sonra aynı evde 6 yıl yaşadığımız halde abimin üzerinde bir kez bile görmemiştim.

Fransızca da "Ev elbisesi" anlamına gelen bu ceket filmlerde, tiyatro oyunlarında zenginlik sembolü gibi göründüğü için  sıkça kullanılsa da normal hayatta pek itibar edilmemiş.
Bana gelince; Bir kaç yıl önce Digitürk'de  Playboy'un yaşlı patronu Hugh Hefner'ı birlikte yaşadığı üç sarışın güzelle kocaman bir malikanenin içinde saten Rondöşambr'la dolaşırken gördüğümde bu kıyafetten nefret ettiğime karar verdim.

3 yorum:

R.Erkan Sezgin dedi ki...

Ben bir gün giyeyim dedim, ev sahibinin gelinine yakalandım. Kadının beni robdöşambrlı görünce yüzündeki şaşkınlınlık ifadesi hala gözümün önündedir.
Bir arkadaşım da kapıcıya vermiş. Bir gün odun keserken görmüş kapıcının sırtında:))
Bol yazılı günler diliyorum..

selma dedi ki...

teşekkür ederim.

Adsız dedi ki...

bende o modaya uydum ama az aykırılık var ya ruhumda ipek ve uzun olanını aldım halada yepyeni duruyor gereksiz alınan bir eşya bencede....t.k