kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2014 Pazar

TÜRK OLMAK - USTAM VE BEN - BİR NEFESTE DÜNYA TARİHİ


Vizelere bir hafta kaldı bu yüzden ders çalışıyorum fakat okumak için hiç bir fırsatı kaçırmıyorum. Geçen ay üç kitap okudum. İki tanesi gerçekten güzeldi, üçüncüsü için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. 
Türk Olmak;
Tevfik Yener'in anılarını topladığı "İstanbul / Aşk, Ekmek, Hayal" kitabını zevkle okumuş ve burada paylaşmıştım. Kendileri büyük bir incelik göstererek yeni kitabını yolladı.
Bankalardan TC'lerin kaldırıldığı, Türküm, doğruyum... ile başlayan andımızın söylenmediği, Türklüğün Türkiyeli olmak gibi Amerikanvari söylemlerle tartışıldığı bir dönemde cesaretle anlatmış Türk olmanın gururunu, fedakarlığını, mücadelesini ve acılarını.

Tevfik Yener kendi atalarının gerçek hikayesinden yola çıkarak Girit'ten İstanbul'a uzanan  serüvenlerinde Osmanlının son yıllarını, Girit adasında yaşanan Türk katliamında doğdukları yerleri terk eden Türklerin yaşadıkları acıları, savaşları ve çökmekte olan bir imparatorluğun gölgesinde yaşanan aşkları anlatıyor sıcacık bir dille.
Okuduğunuz bir kitapta tanıdık bir söze rast gelirseniz mutlu olursunuz ya, kitabı elime aldığımda sayfalarını karıştırırken Beyefendinin çok sık kullandığı bir dua dikkatimi çekti. Isra suresi 80. Ayet: "Rabbim beni (girilecek yere) doğru bir girdirilişle girdir. (Çıkılacak yerden) doğru bir çıkarılışla çıkart ve katından bana yardımcı bir kudret ver."
Üçleme olarak hazırlanan ilk kitabın başında şöyle diyor yazar; "Yaramın kanını silmeyin hesabı sorulacak."
Diğer iki kitabı merakla bekliyorum.

Ustam Ve Ben:
Elif Şafak Okumaktan keyif aldığım bir yazar. Sadece romanlarını değil denemelerini de zevkle okuyorum. Fakat kendisine tarihi romanların daha çok yakıştırıyorum. Kanuni Sultan Süleyman ve ailesi hakkında dizilerde dolayı bir çok şey öğrenmiş olduk. O dönemin sonlarına doğru başlayan romanda ve Kanuni için Hindistan'dan hediye edilen  beyaz fil yavrusu Çota ile küçük bakıcısı Cihan'ın Osmanlı sarayındaki hayatları, Cihan'ın Mihri Mah'a olan aşkı ve Büyük Usta Mimar Sinan anlatılıyor. 
Okuduklarım bana ne öğretti? diye düşünürüm kitabı bitirdiğimde. 537 yılında Bizans imparatoru Justinyen tarafından yaptırılan Aya Sofya 1000 yıl boyunca dünyanın en büyük ibadet yeri olarak kalmış. İnşaat bittiğinde Justinyen binaya şöyle bir bakarak;
"Ey Süleyman Peygamber! seni bile geçtim" demiş. ( Burada geçtim dediği Süleyman Peygamber'in yaptırdığı Mescid-i Aksa'dır.)
...
Bir Nefeste Dünya Tarihi:
Raflarda adına rastlayınca bir tarih öğrencisi olarak hemen aldım. Adı gibi bir nefeste bitti ama aklımda kalan iki  şey oldu. Birincisi; 1971 yılında Kadınlara erkeklerle eşit şartlarda oy hakkını tanıyan son Avrupa ülkesinin çok medeni dediğimiz İsviçre olması. 
Diğeri de 1930 yılında her 5 Amerikalıdan birinin arabası olmasına karşılık bu oranlara İngiltere 1960 yıllarında ulaşmış. 


24 Aralık 2012 Pazartesi

YOL GÜNLÜĞÜ VE MONTEİGNE


Montaigne denince akla ilk gelen "Denemeler" isimli kitabı olur. Bir sürü yayınevi Denemeler'in bir kısmını veya tamamını kitap haline getirmiş. Bazı kitaplar yaklaşık 100 sayfa, bazıları ise daha fazla. Aslı 1000 sayfaymış. Bin sayfa olanına sadece bir yerde rastladım fakat o gün cimriliğim tutup 80 lira veremedim. Aslında bir sürü konuda para harcarken dikkat ettiğim halde konu kitap olduğunda bu özelliğimi yitiriyorum ama yine de almamışım işte. Evimde 300 sayfalık bir deneme kitabı var. Yine de ben 1000 sayfalık olanını istiyorum. Önümüz yılbaşı blogumu okuyan Beyefendi'ye duyurulur.:)

47 Yaşında Denemeler'i yazmış olan Monteigne yakın arkadaşları, kardeşi ve mahiyeti ile birlikte at sırtında Fransa Bordeaux'dan başlayarak İsviçre, Almanya (eski adıyla Germen İmparatorluğu), Roma ve Venedik'e uzanan bir yolculuk gerçekleştirir. Yolculuğun yarısını yazmanı, diğer yarısını da kendisi kaleme alır. 
1580 yılında orta Avrupa şehirleri, kültürü, yaşantısı, yemekleri, hanları, insanları  ve tabiatı hakkında ayrıntılı yazıların bulunduğu Yol Günlüğü kitabı Monteigne'nin felsefik yönünün yanında seyyah yönünü de gözler önüne sermiş. Yolculuğu esnasında sık sık böbrek taşı düşürdüğü ve sancı çektiği için gittiği yerlerdeki kaplıcaları ziyaret ediyor, bazen bir gün, bazen de bir kaç hafta kaldığı oluyor. 

1500 yıllarının sonu olmasına rağmen rekabet her dönem için geçerli bir eylem olsa gerek ki; Han sahipleri şehirlerine veya kasabalarına gelecek yolcuları şehrin sınırında karşılayıp, şayet kendi hanlarında kalacak olurlarsa atlarına bakacaklarını, eşyalarını taşımayı , lezzetli yemekler, temiz odalar sunacaklarını vadediyorlarmış.Günümüz reklamlarına ne kadar benziyor değil mi?
Kitapta dikkatimi çeken konulardan biri hanların konforu ve temizliği. Keten, pırıl pırıl yatak örtülerinden kuştüğü yastıklardan, pirinç ve gümüş kaplarda sunulan yemeklerden bahsediliyor. Tabi bu bize bütün hanlar için referans vermez. Nihayetinde Monteigne Fransa'da soylu bir ailenin mensubu olduğundan gittiği yerler de düzgün olacaktır fakat; 2012 yılında yol boyunca seyahat ettiğiniz yerlerde bırakın konaklamadaki konforu, yemek yemeye bile çekiniyor insan. 
Monteigne bu seyahatini umduğu kadar uzun yapamamış. Kendi seyahatteyken bulunduğu şehrin Belediye Başkanlığına seçildiği için 17 ayın sonunda geri dönmek zorunda kalmış. 
Yol Günlüğü Ömer Bozkurt'un çevirisi ile Yapı Kredi Yayınlarından çıktı. 
Klasik  sevenlere öneririm.