21 Temmuz 2013 Pazar

Sompo Japan Seyahat Sigortası yaptırın, tatilinizi riske atmayın!

sompo-japan-2

O kadar hazırlık yaptınız, tatile çıkacağınız gün uçağınız rötar yaptı. Sompo Seyahat Sigortanız varsa, dert değil. Beklenmedik bir rötar durumunda sigortanız devrede.

Aylar önceden ayarladınız ama beklenmedik bir şekilde turunuz iptal oldu. Dert etmeyin. Sompo Seyahat Sigortanız varsa, tatiliniz güvencede.

Uçaktan indiniz, siz buradasınız bavulunuz başka yerde! Dert değil... Bavulunuz kaybolsa da sigortanız devrede.

Tatilde cüzdanınız çalındı! Size bir şey olmasın, Sompo Seyahat Sigortası devrede!

Hiç istemeyiz ama hayat bu, diyelim ki tatilde olumsuz bir sağlık durumuyla karşılaştınız. Sompo Seyahat Sigortanız devrede. Nerede olursanız olun, yanınızda olalım, hastane ve sağlık giderleriniz güvencede olsun.

Tatildeyken, başınıza ummadık bir şey geldiğinde, yardım almak için kimi arayacağınızı bilemediğinizde... Örneğin pasaportunuz kaybolduğunda ya da bunun gibi beklenmedik herhangi bir durumda, hemen Sompo Japan Sigorta’yı arayın, nerede olursanız olun 7/24 size anında destek olalım.

Siz de Sompo Seyahat Sigortası yaptırın, tatilinizi riske atmayın. Ayrıntılı bilgi için:
www.sompojapan.com.tr
http://www.seyahatediyoruz.biz/oss.asp

Bir bumads advertorial içeriğidir.

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Hani Facebook'ta iş yoktu?


Yenibiris.com’un yeni uygulamasını duydunuz mu? Facebook profiliniz üzerinden bir tıkla bağlanacağınız insankaynaklari.com, profesyonel iş ağı oluşturarak size en uygun işi, en kısa sürede sunmakla görevli!

Facebook, sizin de dahil olduğunuz, 32 milyon kişinin üye olduğu geniş bir sosyal ağ! Bu sosyal ağda arkadaşlarınız, arkadaş olmak istedikleriniz, çalışmak için hayalini kurduğunuz şirketler de var! Peki çalışmak istediğiniz şirketlere tek tıkla ulaşmak istemez misiniz?

Biliyorsunuz iş bulmak isteyenler için en önemlisi, çalışmak istedikleri şirketlerdeki kişilerle nasıl bağlantı kuracaklarıdır… İnsankaynaklari.com sayesinde Facebook profilinizden istediğiniz bilgilerle oluşturduğunuz profilinizle çalışmak istediğiniz şirketlere “şimdi başvur”u tıklayarak iş başvurusu yapabilirsiniz. Diyelim ki çalışmak istediğiniz şirkette bir arkadaşınız çalışıyor. Onun aracılığıyla ulaşmak istediğiniz kişiye “Tanıştırılma talebi” yollayabilir, birinci ve ikinci dereceden bağlantınızın yardımıyla işi siz alabilirsiniz! Bağlantılarınızdan referans ve rozet talep ederek profilinizi sahip olduğunuz özelliklerle donatabilirsiniz. Tamamen ücretsiz bir uygulama olan insankaynaklari.com hem işveren hem de iş arayanlar için yepyeni fırsatlar sunuyor! Siz de insankaynaklari.com’a gelin, size en uygun işi kolaylıkla bulun. İnsankaynaklari.com ile iş bulmak artık daha kolay!

www.insankaynaklari.com

Bir bumads advertorial içeriğidir.

4 Temmuz 2013 Perşembe

Hürriyet Seyahat 10 Yaşında!


Hayal kurmaya devam! Unutulmaz yolculuklar hayalle başlar. Hürriyet Seyahat 10 yıldır, yazarlarıyla, okurlarıyla dünyayı geziyor. Farklı kültürleri, coğrafyaları sayfalarına taşıyor, seyahat hayallerini kışkırtıyor.


Alkoçlar:
Deniz ve rüzgarın eşliğinde… Alkoçlar Alaçatı
Sadece birbirinize zaman ayırabilmeniz için… Alkoçlar La Boutique
Her şey dahil konseptine "Huzur" da dahil… Alkoçlar Adakule

http://www.ritmotur.com/alkoclar-hotels

ETS: Hoop diye yaz geldi. En avantajlı tatil fırsatları için etstur.com

Pegasus: Pegasus’la İstikamet Yurt Dışı!
Çok uygun fiyatları ve 29 ülkelik uçuş ağıyla yurt dışına uçuşun kurallarını yeniden yazan Pegasus; isteyen herkesi yurt dışına uçuruyor.
Hemen flypgs.com’u tıklayın, siz de uçmaya başlayın!

Rixos: Rixos’un küçük misafirlerine Disney Müzikali hediye... Rixos Hotels’de yaz boyunca konaklayan çocuklar hayran oldukları ve çok sevdikleri karakterlerin yer aldığı “Disney Live! Mickey’nin Müzik Festivali”ni ücretsiz izleyecek!
www.rixos.com

Setur: Yurt dışı seyahatlerinizde alışveriş keyfi sunan Setur Duty Free mağazaları, Türkiye’de ve dünyada en özel seyahat deneyimleri için Setur Turizm, zamanı değerli olanların tercihi Setair ve 7 denizdeki eviniz Setur Marinaları ile Setur hayatın her alanında hizmetinizde...

www.setur.com.tr

Tatilbudur.com: TatilBudur.com’da yaz fırsatları devam ediyor. Kısa bir süre ve sınırlı sayıdaki odalar için “ %35’e varan indirim, peşin fiyatına 12 taksit ve şimdi al, 4 ay sonra ödemeye başla” fırsatlarını kaçırmayın.

Teztur: Temmuz ayına özel yurt içi otellerde %35'e varan indirimlerle tatil fırsatlarımız devam ediyor.  01-08 Temmuz tarihleri arasında min. 4 gece "Uçaklı Kıbrıs Paket Turları"mızda Otel-Havalimanı-Otel transferleri ücretsiz olarak verilmektedir. Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı "Yurt Dışı Turları"mızda avantajlı fiyat ve paket seçenekleri temmuz ayında devam ediyor. Detaylı bilgi ve rezervasyon için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz. (www.teztour.com.tr)

Touristica: Belki de yılın en güzel günleri için bir tercihte bulunurken tatilinizi tesadüflere bırakmayın. En iyi fiyatlar, en iyi yerler için Touristica her zaman yanınızda.
www.touristica.com.tr

TURA TURİZM: Her şey dahil tatile Avrupa’da devam ediyoruz. Şeker Bayramı’nda Akdeniz kıyılarında 4 ülke 7 şehir gezerek 47 yıldır olduğu gibi "Hayat Bayram Olsun" diyoruz. 5 yıldız konforunda her şey dahil konseptinde tüm gün alacağınız içecekler, sabah-öğle-akşam yemekleriniz dahildir.
www.turaturizm.com.tr

VIP TURİZM: Her tatilde VIP Turizm’den mil hediye! Tüm Miles & Smiles üyeleri VIP Turizm’den yapacakları tüm tur ve tatil alışverişlerinde hediye millerin sahibi oluyor! Miles & Smiles üyeleri THY uçuşlu yurt dışı tatil programları için ödedikleri her 100 Euro karşılığında 100 Mil, yurt içi tatil paketleri ve konaklamaları için ise her 100 TL karşılığında 60 Mil kazanıyor.
www.vip.com.tr

Bir bumads advertorial içeriğidir.

23 Haziran 2013 Pazar

LYS BİTTİ DAĞILABİLİRSİNİZ...


Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba.
Son aylarda buraya sık sık yazamadığımı biliyorum. Bunun nedeni Blog
konusunda tükenmişlik sendromu falan yaşamıyorum. Üşengeçlik de yok Allaha şükür. 
Malumunuz üzere bu menopozdaki fani üniversite sınavlarına girmek istedi. Bu işler istemekle olmuyor, çalışacaksın, okuyacaksın; evinle ilgilenecek, üç genç kızına annelik, şu sıra ayrı şehirlerde olsak da eşine yarenlik edeceksin. Ha! bu arada arkadaşlarına; Anne, abla, ağabey ve kalabalık kuzenlerden oluşan ailene de zaman ayıracaksın.
Bunların ne kadarında başarılı olduğumu bilemiyorum ama şikayeti olan varsa ya şimdi söylesin, ya da bir daha ağzını açmasın.

Geçtiğimiz hafta LYS'nin ilkine girdim. Bu hafta da ikinci ile bitirdim.  İki sınava da aynı okula denk düştüm. İstanbul Üniversitesi Avcılar Kampüsü..
İlkinde beyefendi ile gittik ikincisinde ortanca kızımla. İlkinde yanımda eşim olduğu için daha rahattım fakat ikincisine işlerinden dolayı gelemeyince geçen yıl sınavlara giren kızım bana arkadaş oldu. Ama takdir edersiniz ki durum biraz komik. 
Ben üzerime rahat bir kot pantolon, tişört giydim. Kızım sabahın köründe süslendi, uzun yırtmaçlı bir etek, ona uygun bir tişört giydi, saçlarına şekil verdi. Bu arada beni öyle bir sahiplendi ki bir elimden tutmadığı kaldı. Arabaya bindik; "İstersen ben süreyim." diyor. Yol boyunca, "Yapamazsan canını sıkma işin ucunda ölüm yok ya!" diyor. Kızsam mı gülsem mi bilemedim.

Neyse gideceğimiz okula vardık, bir bank bulup oturduk bekliyoruz. Etrafta bir sürü genç, kimi annesi, kimi babası, kimi erkek veya kız arkadaşı ile gelmiş. Pek çoğunun yüzünde gelecek endişesi. Onlar adına biraz buruk, kendi adıma neşeli bir haldeyim. 
Nihayet saat geldi, çocuklar ebeveynleri ile vedalaşarak içeriye girmeye başladı. Ben de kızıma sarıldım. Dışarıdan bakıldığında kızını sınava getiren bir anne konumundayken birden sınava giren çılgın anne konumuna geçtim ama hiç üzerime alınmadım.  İçeriye girişte üzerimizi arayan bayan polis bezgin bir yüz ifadesiyle baktı. Belki de Gezi Parkı direnişinden sonra gördüğü hiç bir şeye hayret edemeyecek durumdaydı. 
Sınıfımı buldum, sırama oturdum. Sınavın başlamasına 15 dakika vardı.
....
Sınav nasıl geçti derseniz?
Çok çalışkan biri için kötü, hiç çalışmayan biri için iyi, benim gibi 30 yıl aradan sonra giren biri için idare eder.
Ne diyeyim, bu yıl sınava giren kızımın arkadaşı sevgili Ece'nin dediği gibi: "İyi olan kazansın."

5 Haziran 2013 Çarşamba

GEZİ PARKI TEBESSÜMLERİ


Günlerdir gezi parkı eylemi ile yatıp kalkıyoruz. iki kızım da biber gazı bombasından nasibini aldı çok şükür.
Sonrasında büyük kızımın işlerinden başını kaldıramaması, diğerinin de hastalanması sebebiyle Taksim'e gidemediler. Akşam saat dokuzda yanıp sönen ışıklar, tencere tava sesleri, on yıldır rahatsızlık duyan ve bu rahatsızlığını dile getiremeyenlerin çıkış noktası oldu.
Genç çocukları olan bir anne olarak ellerinden telefonları düşürmeyen, bilgisayarda uzun zamanlar geçiren kızlarıma kızdığım oluyordu. Bu işin sosyolojik tarafını uzmanlar incelese de kişisel düşüncem kaygılanmamıza gerek olmayan müthiş bir gençlik var karşımızda. Bazı istisnaları saymazsak nasıl yaratıcı nasıl duyarlılar helal olsun.
Sanırım benim gibi pek çok kişi  son günlerde girmediği kadar Twitter'a girmiş ve olayları birebir oradan takip etmiştir. Yaralananlara geçmiş olsun, ölenlere Allah rahmet eylesin, bu durumdan maddi zarar gören esnafa kolaylıklar dileyerek zaman zaman hepimizi güldüren güzel sloganlardan bahsetmek istiyorum.
Dediğim gibi gençlerimiz çok yaratıcı.

Bakın neler yazmışlar:
Starbucks'ın kapısına : "Yaşasın Tam Bağımsız Kuru Kahveci Mehmet Efendi."
"GTA'da polisi döven nesle sataştın."
"Polis kardeş gerçekten gözlerimizi yaşartıyorsunuz."

"Biberi bal eyledik, meydanları dar eyledik."
"Yeter artık ya! Bak polis çağıracağım."
"O son birayı yasaklamayacaktın."

"Piknik tüpünü çakmakla kontrol eden millete biber gazı işlemez."
"Zengin eylemcilerin kaliteli maskesi var kıskanıyorum."
"Biz sinek gazı arabasının peşinden koşmuş bir gençliğiz. Biber gazı da neymiş."


17 Mayıs 2013 Cuma

KIBRIS NOTLARI


Savaş biteli çok olmamıştı. İnsanlar Kıbrıs'ta tatil yapmayı yeni yeni keşfediyorlardı. Amcam ile Yengem Kıbrıs'a tatile gittiler. Babaannem kıyametleri kopardı. Şehirli gelin oğlumun parasını yiyor diye. 
Döndüklerinde üzerinde Kıbrıs haritası olan tepsiler, naylon  masa örtüleri, küllükler falan getirmişler babaannemin az da olsa gönlünü almışlardı. 
Benim Kıbrıs'la temasım ilk kez bu sayede oldu. Sonraki yıllarda tatil amaçlı üç kez gittim. 
Yedi yıl aradan sonra beyefendi ile birlikte iki günlük bir kaçamak yapalım istedik. 
Hafta içi ve Mayıs ayı dolayısı ile tenha olacağını düşünmüştüm, gerçekten de pek kalabalık değildi. Gelen turistler ölmeden önce görmeleri gereken 100 yer listesinde son sıralara burayı koymuş olmalılar. Burayı da görecek, evlerine dönüp ölecekler. O derece yani.. 

Yaş ortalaması 65, ama nasıl dinç geziyorlar, nasıl meraklılar.
Giderken iki küçük çanta yaptık kendimize. İçine de bir kaç parça eşya aldık. Etrafta dolaşırken Türklerle turistler bariz bir şekilde ayırt ediliyorlar. Turistler eski bir tişört, rahat kotlar veya etekler giyerken bizler neden süslü püslü, hatta topuklu ayakkabılarla gezmeye çalışıyoruz anlayabilmiş değilim. 
Yedi yıl içinde Girne'de değişen ne var diye etrafa bakındım. Anavatan'da bütün şiddetiyle devam eden inşaat furyasından burası da nasibini almış gözüküyor. Taksiler yine Mercedes ve manda kasa dedikleri cinsten kocaman ve direksiyon sağda. Doğal olarak trafik de soldan akıyor.
İngiliz sömürgeciliğinden kalma bu adeti değiştirmemelerine şaşıyorum doğrusu. 

Kaldığımız otel Girne'ye bir kilometre uzaklıkta, sahili olan yeni bir oteldi. Müşteriler sanırım Almanya'nın yaşlılar evinden toplu halde gelmişlerdi. Yoksa içlerinde bir tane mi genç olmaz. 
Akşam yemeğinden sonra otelin kumarhanesine gitmeyi teklif ettim. Beyefendi hiç itirazsız kabul etti. 
Doğrusu: "Ne işimiz var şimdi orada?" diyeceğini düşünmüştüm. Küçük bir parayla oyun oynadık, puan toplandıkça neşelendik ve eğlendik. Koyduğumuz paranın üç katını kazandık. ( Üç katı değince gözünüzün önüne büyük bir miktar gelmesin. Küçük bir miktar demiştim...)
Şehirde dolaşırken bembeyaz kocaman bir kilise dikkatimizi çekti. önünde Mikail İkon kilisesi yazıyor. İçerisine girerken tam kapının yanına bir masa koymuşlar, meğer gezmek ücretliymiş. Yok artık diyerek geri döndük.
Diğer gidişlerimde Girne kalesini gezmek nasip olmamıştı. İkinci gün rotamız kale..

İlk yerleşenler Bizanslılar. Ardından: Justinyen, Venedik, Osmanlı, İngiliz, Kıbrıs ve K.K.T.C
Girne kalesini gezerken kendimi bir an Ortaçağ Avrupasında hissettim. Kalenin kocaman iç bahçesinden her an muhafızlar çıkacak, merdivenlerden etekleri uçuşan bir leydi süzülerek inecek, din adamlarının ibadet ettiği yerde  çan sesi çalınacak,  kulelerden birinde bir asker ufukta gemileri gözleyecek..
"Songül çocuğun elini tut bak duvara tırmanıyor."
Kalabalık ve kalabalığın hakkını vermek için ısrarla gürültü yapan bir grup beni bu güne döndürdü. Ben dolaşırken beyefendi kalenin duvarına sırtını  vermiş, gözlerini kapamış dinleniyordu. Döndüğümde elinden düşürmediği Japonca deyimler ve ata sözleri kitabında bir şeylerin altını çiziyordu.
Kaleden dönüşte birdenbire öğle bir yağmur başladı ki evlere şenlik.

Kendimizi ilk bulduğumuz restorana attık. Yağmur esnafın yüzünü güldürdü. Çünkü dışarıda durmak mümkün değil. Turistler bir yere sığınmak için ya yemek yediler, ya da mağaza gezdiler. Mağaza demişken nasıl olmuş ta hala şehrin merkezine bir AVM kondurmamışlar hayret.
Otelden şehrin merkezine gitmek için bir kaç kez taksiyi kullandık. Şoförlerle muhabbet etme olanağımız oldu. Rastladığımız şoförlerin hiçbiri Kıbrıs'lı değildi. Belediye hizmetlerinin yetersizliğinden şikayetçi olduklarını dile getirdiler. Hakikatten şehrin caddelerinde kaldırım boyunca bakımsız otlar, toplanmamış çöplere rastladık. 
Burası nasıl düzelir diye sorduğumuzda aldığımız cevap ilginçti.
Güney Kıbrıs'la birleşirsek düzelir...

24 Nisan 2013 Çarşamba

Her Zaman Okuduğunuz Hürriyet'i Şimdi İzleyin



Hürriyet TV şimdi yayında.

Hürriyet TV’yi ziyaret edenler, aradıkları her şeyi artık tek tıkla seyredebilecekler. Hürriyet TV, zengin haber içeriğinin yanı sıra konusunda uzman isimlerle gerçekleştirdiği programlarla da dopdolu.

Hürriyet TV’de Berza Şimşek’ten günün mutlaka görülmesi gereken haberlerini izleyip usta gazeteci Sedat Ergin’den haftanın yorumunu alabilirsiniz. Üstelik gündemin özetini, Metehan Demir, 3 dakikada sizin için yorumluyor.

Burcunuzdaki yeni gelişmeleri merak ettiğinizde ise Susan Miller ile yıldızlara bakabilir, Sebla Kutsal ile dilediğiniz zaman, kültür ve sanat dünyasında keyifli bir yolculuğa çıkabilirsiniz.

Uğur Cebeci ise sivil havacılığın geldiği son noktayı size Kokpit’ten anlatıyor.

Magazinden spora, eğlenceden ekonomiye hepsi ve daha fazlası, sürekli güncellenen Hürriyet TV’de sizi bekliyor.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

21 Nisan 2013 Pazar

PUG


Köpeğin de modası olur muymuş,  demeyin valla oluyormuş meğerse.
Benim ortanca mercimek söyleyene kadar dikkatimi çekmemişti. O söyledikten sonra   çevrede ne çok bu köpekten varmış  şaştım kaldım doğrusu. 
T-Shirtlerin üzerinde, dergilerde, internette, hatta yollarda sahiplerinin yanında dünyanın bütün yükünü çekiyormuş bir yüz ifadesiyle dolaşıyorlar.

Pug'lar kesinlikle güzel köpekler değil, öğle ağızları açık, kulaklarını sevimli sevimli sallayan bir halleri de yok. Hatta yüzleri o kadar üzüntülü duruyor ki sanırsınız evde işkence görüyor, ya da aç bırakılıyor. 
Suratına yumruk yemiş de düzleşmiş gibi durduğu için sahibinin; "Valla ben vurmadım, bunun cinsi böyle" diyerek kendisini savunmak zorunda kalması da cabası. Bir de patlak gözleri var ki her an yerinden düşecekmiş gibi duruyor.

Onların bu bu hallerini sevimli kılmak için olsa gerek sahipleri süslü bir şeyler giydirip resimlerini çekiyor.

Milattan öce 400 yıllarında Çin hükümdarlarının kucaklarında taşımaları için yetiştirilen Pug'lar daha sonra Avrupa'ya getirilmiş. Napolyon'un evlenmeden önce Josephine'e Pug'lar aracılığı ile mektup yolladığı söylenir. 

Uzakdoğu kökenli Pug'lar şu sıralar Avrupa'da zenginlerin yeni oyuncağı durumundaymış. Moda olduğu dönemde çocukların ve gençlerin ısrarıyla bir çok  eve Dalmaçyalı yavruları alındı. Sonra biraz büyüyünce sokaklara salındılar.
Umalım da bizim ülkemizde Dalmaçyalıların başına gelen bunların da başına gelmez.



19 Nisan 2013 Cuma

NİHAT SIRDAR


Lütfi Kırdar gibi değil mi?
Önce Best FM'de sonra Alem FM'de program yapmış radyocu. Çalıştığım dönemde sabahları işe giderken dinlerdim. Bazen de işten erken çıktıysam programına denk gelirdim. Özellikle şoförlerin dinlediğini düşünmeme sebep olan radyocuydu kendisi. Çünkü; "Benzin fiyatlarını protesto etmek için selektörlerimizi açıp kapatalım." dediğinde akan trafikte selektörlerini açıp kapatan şoförlere rastlardım. 
Ona helyum gazı alıp sesi incelenler gibi bir sesle eşlik eden Sivrisinek pek hoşuma gitmese de araba kullanırken dinlediğim bir radyocuydu kendisi. Ama hepsi bu kadar. 
İki gün önce sevgili arkadaşım Neslihan aradı. Semtimizdeki Kültür merkezinde Nihat Sırdar'ın gösterisi olduğunu  söyledi. Başlarda pek istekli değildiysem de kızlarla bir yere gitmek zevklidir diye onlara katıldım. 
İyi ki de katılmışım..

Yaklaşık bin kişilik salon tıklım tıklım doluydu. Muhalif kişiliği ile tanıdığımız bir adamın gösterisine  ortalarda dikkati çeken bir reklam olmadan  bir semtten bu kadar çok kişi geldiğine göre bizim Belediye seçimlerinde karşı partiye kimler oy verdi de Belediye Başkanlığını onlar kazandı diye düşünmeden edemedim.
Her neyse; Gösteri başlamadan önce salonda çalan müzikler nasıl bir şıkırdak, neşeli sormayın. Son olarak "Ankara'nın Bağları" çalmaya başladığında millet artık iyice pamuk gibi olmuşken Nihat Sırdar sahneye oynayarak çıktı. Bu düşünce kimden çıktıysa bravo doğrusu. Zaten ilk baştan seyirciyi avucuna aldı.
Şimdi burada es verip küçük ama benim için utanılacak bir şeyi söylemem lazım. Biletleri ben aldım, biletin üzerindeki tarihe, saate baktım, Yazıları okudum ve oyunun adını "Bütün Kızlar Toplandık." olarak gördüm. (Biz kız kıza gittik ya ondan olsa gerek diye kendimi avutayım.)
Adam sahnenin ortasındaki sandalyeye oturdu ve şöyle dedi; "Bütün KAZLAR toplandık diyoruz, kaz gibi yolunuyoruz ama kazları yolmak o kadar kolay bir şey de değildir...."
Kendi kendime nasıl rezil oldum anlatamam. Benim kadar okuyan biri bu yanlışı yapar mı?
..
Nihat Sırdar Ata Demirer değil, Cem Yılmaz hiç değil. Zaten onların tarzında bir anlatımı da yok. Sosyal medyada sıkça paylaşılan videolar ve resimlerden yola çıkarak yurdum insanını anlatıyor. Hepimiz zaten bunları biliyoruz ama yüzlerce kişiyle aynı anda seyretmek ve komik yorumları dinlemek farklı oldu. 
Sivri dili nedeniyle Belediye Başkanları, Bakanlar, Emniyet müdürleri tarafından defalarca mahkemeye verilmiş.
Gösterisinin bir bölümünde ilk kez Savcı'ya ifade vermeye gidişini anlatıyor.
"İfade vermeye gitmeden önce babam tembih etti. Güzel bir takım giy, Savcı sana ne sorarsa düzgünce anlat.
Savcının odasına girdim.
Savcı; Otur evladım dedi. Sandalyenin köşesine kıvrıldım.
O sırada arkamda mikrofon olsa Bakırköy adliyesindeki bütün Yusuflar odaya gelecek.
Savcı sordu; Belediye Başkanına yavşak demişsin.
Bendeki cevap şu; Özür dilerim abi..."

Japonya'da bir ara kaniş cinsi köpekler moda olmuş. Zengin kadınlar ellerinde kanişlerle geziyorlar. Ama kanişler bitip  karaborsaya düşünce bir firma Avustralya'dan kaniş ithal etmiş. Satın alan kadınlara bu ithal kanişlerin hemen havlamadığını önce meee! diye ses çıkartıp bir kaç ay sonra havladıklarını söylemişler. Ülkede pek bulunmadığı için kuzunun ne olduğunu bilmeyen kadınlar kaniş seklinde kırpılmış kuzulardan dolayı dolandırıldıklarını geç anlamışlar. Bir kaç ay sonra yüzlerce kadın polise şikayete gitmiş. Şirketin Japonya'daki kolu kapatılmış. Avustralya'daki merkezi mahkemeye verilmiş. Peki Avustralya'daki merkezin başında kim varmış dersiniz?
Tabi ki Türk.. 
Tahtakale'de  esnaf bir arkadaşıma bu olayı anlattım. "O da bir şey mi?" dedi. "Şuraya bak?" 
Dediği yere baktım. Köşede  tezgahta sarı yuvarlak bir şeyler var. Öndeki yazıda Pikachu 15 lira yazıyor. Allah Allah bu Pokemon çizgi film kahramanı değil mi? derken satılan şeyler canlı, kımıldıyor.
Adam üşenmemiş Hamster'ı  gıda boyası ile sarıya boyamış, bir gözünün etrafını da siyah kalemle çizmiş, Pikachu diye satıyor iyi mi?
 Bizim insanımız yaratıcıdır.
...
Gösterinin hepsini anlatmayayım. Fırsatını bulursanız gitmenizi tavsiye ediyorum. Oyun bitiminde çalan "Ankara'nın Bağları, Büklüm Büklüm yolları." şarkısıyla evinize neşe içinde dönebilirsiniz.


12 Nisan 2013 Cuma

The Beetle. Yeniden yepyeni.


O, yıllar boyunca yüzünden hiç eksik etmediği kocaman gülümsemesiyle kalpleri fethetti. Ama şimdi bize farklı bir yüzünü gösteriyor. Çekici hatları ve sportif duruşuyla herkesin aşık olabileceği, seksi, güçlü ve etkileyici bir yüz.

21.yüzyıla özel Beetle karşınızda.

Yıllar önce milyonların ayağını yerden kesti.
Şimdi nefesleri kesiyor.

Beetle yollara ilk çıktığında yakıt tasarrufunda devrim yaratmış ve herkesin ulaşabileceği bir hareket özgürlüğü getirmişti. Sonra yakıt tasarrufuyla performansı bir arada sunan TSI ve TDI motorlar geldi ve bu, yakıt veriminde yeni bir dönüm noktası oldu.

İşte bu motorlar sayesinde, günümüzde sürüş keyfinden ödün vermeden tasarruflu bir şekilde araç kullanmak mümkün. Tıpkı Beetle’da olduğu gibi... Yeni Beetle’ın motorlarının gücüne ve DSG şanzımanın sunduğu sürüş keyfine karşı koymak çok zor. Yolda ona yetişmek isteyenlerin işi, daha da zor.

The Beetle 1,2 lt TSI 105 PS, 1,4 lt TSI 160 PS benzinli ve 1,6 lt TDI 105 PS tiptronik DSG motor seçenekleriyle sürüş keyfini doruğa çıkarıyor.


Şimdi daha sert görünüyor.
Ama her zamankinden daha eğlenceli.

21.yüzyılın Beetle’ı, navigasyon-radyo ve eğlence sistemleriyle Beetle ruhundaki eğlenceyi dışa vuruyor. Renkli dokunmatik ekranı, 30 GB dahili hafızası, harici ses girişi ve SD kart yuvasıyla eğlencenizi her yere yanınızda taşımanıza olanak tanıyor. Üstelik mobil telefon hazırlığı, Türkçe dil seçenekli navigasyonu ve bluetooth gibi özellikleriyle yolculuklar hiç olmadığı kadar keyifli.



Dışına yansıyan, içinin güzelliği.
Beetle’ın sıradışı tasarımı, yalnızca dış görünüşüyle sınırlı değil. Beetle ruhu, içeride de kendini hissettiriyor. Çift bölgeli tam otomatik klima sistemi klimatronik, çok fonksiyonlu deri direksiyon simidi, şık bir krom çıtayla süslenmiş gösterge paneli ve alımlı deri döşemeleri, ambiyans aydınlatması ve daha pek çok ayrıntı, iç mekanın diğer şık ve işlevsel ögeleri.

21.yüzyılın Beetle’ı ile tanışmak ve onu yakından görmek istiyorsanız sizi Volkswagen Yetkili Satıcılarına bekliyoruz.

http://tr.beetle.com/tr/tr/home



Bir bumads advertorial içeriğidir.