23 Nisan 2012 Pazartesi

SAPANCA'DA


"Badana da yapsaydık iyi olacaktı" diyor annem her lafın arasında. İki günlüğüne gelmişim, ilk gün bir kadın bulup evi temizletmişim, kuzenlerimle, arkadaşlarımla ve akrabalarımla görüşeceğim, balkona kıvrılıp oturacağım ama annem farkında değil. Ne kadar iş varsa bitirelim istiyor. Bu arada pazardan bir sürü sebze almış hepsini yapmaya çalışıyor. Bu kadar yemeği kim yiyecek?
Zaten koca bir tencere zeytinyağlı dolma var, Bir de İstanbul'da "Hodan" dedikleri, bizim "Kaldırek" dediğimiz ottan alıp yıkamış, pişirilmek için bekliyor. 
İlk gün aralıklarla hafif hafif yağmur yağdı. Rahmetli babaannemi andım. Ağustos sıcağında bunalınca; "Selma gelse de yağmur yağsa" dermiş. Tesadüf bu, ben ne zaman Sapanca'ya gitsem genellikle yağmur yağar. Hatta yaz sıcağında bile.

Bu sefer de öyle oldu ama bahar ayı zaten yağmur ayı olduğu için kendime maletmedim.
Bu yıl eriklerin üzeri dolu, balkonumuzun hemen önündeki erik ağacının dallarında küçük küçük erikler büyümeye çalışıyordu. Yola bakan dallarına çocuklar şimdiden dadanmıştı bile. Geçen yıl ablamla birlikte budadığımız nar ve dut ağacı inatla yeni filizler vermişti.
Pazar sabahı erkenden kalktım. Kuzenimle birlikte 5 kilometrelik bir yürüyüş yaptık. Yollar sessiz olur diye düşünürken İpek yolu üzerinde bizim gibi bir çok kadının hızlı adımlarla sabah yürüyüşünü yaparken görmek ikimizi de neşelendirdi. 

Kahvaltıya genç kızlık arkadaşım Tülay'a davetliydik. Annelerimiz de bize katıldı, güzel bir kahvaltı oldu. Evimize dönerken annem koluma girdi, gözlerinin içi gülüyordu. Anneler çocukları hep yanlarında olsun istiyorlar. 
Anne kız balkonda oturduk, kuş seslerini dinledik. Kanepede otururken içim geçmiş uyumuşum. Uyandığımda üzerimde annemin kokusunun sindiği sıcacık bir battaniye vardı. 
Anneme uzun ve sağlıklı bir ömür vermesi için allaha dua ettim. Ben de anneyim, boyum kadar üç kızım var. Ama annemin yanında hep çocuk kalıyorum. Bu duygu çok güzel bir şey. 
Ömrümün yarısını Sapanca'da , yarısını da İstanbul'da geçirmişim. 
Bir sürü yer gezdim, Avrupa'da ve Amerika'da yerler gördüm. 
İki memleketimi de dünyaya değişmem.
Başka bir yerde yaşayabilir miyim?
Yaşamasına yaşarım sanırım, ama mutlu olabileceğimi sanmıyorum.


4 yorum:

eymenerdogan dedi ki...

Selma teyze, 25 gündür memleketimden uzaktayım. Artık gün saymaya başladığıma göre özledim diye düşünüyorum. Son 2 yazınızda Sapanca'dan bahsetmişsiniz. Öyle büyük bir hevesle tekrar tekrar okuyorum ki içimdeki Sapanca sevgisini doyasıya yaşıyorum. Erik ağaçlarını, sahil kenarını, Kırkpınar'ı, İstanbul'a oranla içinde küçük esnaftan başka hiç bir şey bulamayacağım çarşısını bile özledim. :)

selma dedi ki...

Sevgili Eymen;
Doğduğumuz yer olduğu için duygusal bir bağımız var diyeceğim ama kırkpınar, mahmudiye, yanık, kurtköy, İstanbuldere, hatta hacımercan köyü bile yabancılar tarafından sahiplendiğine göre bu hisleri duyan yanlız bizler değiliz. Hiç mütevazı olmayalım :)
Sapanca çok güzel bir yer ve biz oralıyız.

Adsız dedi ki...

Çok güzel 2 gündü devamını bekliyorum..TÜLAY..

Servis dedi ki...

Değerli blog kullanıcısı sitenizi ve paylaşımlarınızı çok beğendiğimizden Ofis Mobilyası olarak başarılarınızın devamını dileriz.